CHP’de seçim sonrası değişim tartışması: Kılıçdaroğlu, “güvenli liman” olarak nereyi işaret etti, İmamoğlu’nun “değişim formülü” ne?

Ayşe Sayın
BBC Türkçe

Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim sonrasında başlayan “değişim” tartışması, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrasındaki ilk grup toplantısında yaptığı açıklamalarla yeni boyut kazandı.

TBMM grup toplantısında ‘değişimin önünü sonuna kadar açacağını’ söyleyen Kılıçdaroğlu’nun, “Gemiyi sağlam limana götürmek yine kaptanın görevidir. Gemiyi sağlam limana götüreceğimi herkes bilsin” ifadeleri dikkat çekti.

CHP kurmaylarına göre Kılıçdaroğlu, “kaptan ve güvenli liman” örnekleriyle, 2024 yerel seçimlerine kendi liderliğinde gitme kararlılığını ortaya koydu.

Kılıçdaroğlu ile bugün bir kez daha görüşecek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ise “sancısız değişim” için “üçüncü isimle yola devam edilmesi” önerisi getirebileceği belirtiliyor.

CHP lideri Kılıçdaroğlu “cumhurbaşkanı adayı” olarak veda ettiği Meclis grubuna, dün bambaşka bir gündemle döndü. Parti içinden yükselen “değişim” taleplerine yanıt verdiği konuşmasında, “değişimin önünü sonuna kadar açacağını” söyledi, ancak “Gemiyi sağlam limana götürmek yine kaptanın görevidir. Gemiyi sağlam limana götüreceğimi herkes bilsin” sözleriyle bir anlamda değişimin koşulunu da açıkladı.

“Gemiyi yerel seçime kadar götürecek”

CHP’de ağırlıklı görüş Kılıçdaroğlu’nun bu sözleriyle, Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere kadar “partisinin başında kalacağı” mesajı verdiği yönünde.

CHP liderinin seçimden sonra genel başkanlıktan ayrılmayı hiç düşünmediğini belirten parti kurmayları, “geminin sağlam götürüleceği liman” olarak da yerel seçimleri işaret ettiğini belirtiyorlar. CHP liderinin birkaç gün sonra yapacağı açıklamalarla bu hedefini daha net olarak ortaya koyacağı ve Meclis’in kapanmasından sonra da il ilçe kongreleri için yoğun bir çalışmanın başlayacağına dikkat çekiyorlar.

Edinilen bilgiye göre yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) oluşumunda parti örgütlerini kendisine bağlayan Kılıçdaroğlu, yeni bir örgütlenme modeline geçecek. Bu çerçevede her bölgeye örgütlerden sorumlu koordinatör atanacak. Parti kulislerinde CHP liderinin eski milletvekili veya il başkanları arasından bu yönde görevlendirme yapabileceği konuşuluyor.

Örgüt koordinatörleri ayrıca, yerel seçim sürecinde saha çalışmalarını örgütleme ve 14 Mayıs seçimlerinde ulaşılamayan kesimlere ulaşmada etkin rol oynanmasını sağlamakla görevlendirilecek.

Ayrıca kapsamlı bir tüzük değişikliği için de komisyon oluşturulması gündemde. Parti içinde bazı kesimler, genel başkana belli kontenjan tanınması koşuluyla, komisyon üyelerinin Parti Meclisi’nden seçilmesini istiyor.

Parti bölünür endişesi

Parti içinde çok geniş bir kesimde “değişim” talebi seslendirilse de zamanlama konusunda iki farklı görüş olduğu görülüyor.

İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu kesimler, Kılıçdaroğlu’nun partiyi kurultaya götürmesi ve yeniden aday olmaması, yoluna “onursal genel başkan” olarak devam etmesi gerektiğini savunuyor.

Genel merkez yönetimi ise seçimlere kadar partinin başında kalması gerektiği görüşünde. Buna gerekçe olarak da seçimler öncesinde partide genel başkanlık kavgası yaşanmasının bölünmeye yol açabilecek olması gösteriliyor ve bunun yerel seçimlerde de, başta büyükşehirler olmak üzere, yenilgi anlamına geleceğini savunuluyor.

Kılıçdaroğlu’nun başta İmamoğlu olmak üzere başarılı belediye başkanlarının genel başkanlık kavgasına girmeden yerel seçimlere odaklanmalarını istediğine işaret ediliyor. O nedenle de bu tutumundan geri adım atması beklenmiyor.

İmamoğlu’nun seçenekleri neler?

Seçimden sonra Kılıçdaroğlu’yla bir kez daha görüşme kararı alan İmamoğlu, adaylık konusunda doğrudan bir açıklama yapmadı ancak dün gazetecilerin soruları üzerine parti içindeki tüm kesimlerle görüştüğünü, “parti içindeki münazaraları, konuşmaları bittikten sonra neyi arzuladığını kamuoyuyla paylaşacağını” söyledi.

Parti içinde, kurultayın yerel seçimlerden önce yapılacak olması nedeniyle İmamoğlu’nun belediye ile genel başkanlık arasında tercih yapmak zorunda olması en önemli açmazı olarak görülüyor. Çünkü yasal mevzuat, bir kişinin hem siyasi parti genel başkanı, hem de belediye başkanlığını yürütmesine olanak tanımıyor.

Belediye başkanlığına devam etmesi ve yeniden aday olması halinde de hakkındaki yargı süreçlerinin hızlandırılarak, “yasaklı hale gelme” olasılığı bulunuyor.

Üçüncü isim formülü gündeme gelebilir

İmamoğlu cephesinde, Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde seçime gidilmesi halinde, başta İYİ Parti ile olmak üzere yerel seçim ittifaklarında sıkıntı yaşanacağı ve elde bulunan belediyelerin de kaybedileceği görüşü dile getiriliyor.

İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde, “kazanacak aday” vurgusuyla Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz ettiği ve seçim sonucunda da “haklılığının ortaya çıktığının” görüldüğü savunuluyor. O nedenle de İmamoğlu’nun “üçüncü isim” formülünü Kılıçdaroğlu’na önerebileceği ifade ediliyor.

Parti kulislerinde İmamoğlu’nun yerel seçimlere kadar mevcut görevini sürdürme koşuluyla, Kılıçdaroğlu’ndan kurultayda aday olmayıp, üçüncü bir ismin genel başkanlığında “değişim” mesajıyla yerel seçimlere gidilmesini talep edebileceği ifade ediliyor.

Bu durumda İmamoğlu’nun yeniden belediye başkanlığına aday olmayıp, seçimden sonra partinin başına geçme veya bir kez belediye başkanlığına aday olması, ancak, 2028 seçimlerine partinin başında cumhurbaşkanı adayı olma seçenekleri arasında tercih yapabileceği belirtiliyor. Böyle bir durumda İmamoğlu’nun “emanetçi genel başkan”ın kendisine yakın bir isim olmasını isteyebileceği belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun “üçüncü isim” formülünü reddetmesi halinde ise İmamoğlu’nun örgüt ve taban rüzgarını arkasına alarak, kurultayda Kılıçdaroğlu’yla adaylık yarışına girmesi olası görülüyor. Bunun için de kongre süreçlerinden çıkacak delege yapısının belirleyici olacağı yorumu yapılıyor.

Özgür Özel ne yapacak?

Kılıçdaroğlu’nun Meclis’teki vekili konumundaki Özgür Özel’in adaylık konusunda “sorumluluktan kaçmayacağına” dair açıklaması da parti içinde tartışılıyor.

Özel’in parti içinde “potansiyel adaylardan” biri olduğu uzun süredir konuşuluyor ancak Özel’in niyetini bu süreçte ilk kez kamuoyuna açıklaması, “genel başkanlık değişimi olacaksa ben de varım” mesajı olarak görülüyor. Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olmaması halinde, genel başkanlık yarışına gireceğinin işaretinin olarak yorumlanıyor.

Özel’in dünkü grup toplantısının açılışında Kılıçdaroğlu’nu, “Geçmişte küskün olan, birbirine el uzatmayan kesimleri birleştirdiniz, el ele tutuşturdunuz. Adalet ve demokrasi yürüyüşünüz sürüyor. Türkiye’yle helalleşen ve barıştıran lider olarak hepimizin önünde yürümeye devam ediyorsunuz” sözleriyle kürsüye davet etmesi de bu tutumunun yansıması olarak görülüyor.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir